Yükleniyor..
 
Adres:

Tacettin Veli Mh. Tacettin Veli Bulv. No: 24C Melikgazi / Kayseri

Email :

info@bluven.de

Herkese selamlar!

Abartısız bir şekilde şuan her yerde, herkes aynı şeyi konuşuyor! Mevzu elbette “Corona”. Dünya tarihinde şu zamana kadar, dili, dini, coğrafyası fark etmeksizin insanlığı aynı konuda bu denli birleştiren başka bir şey olmadı.

Ve en önemlisi bizce şu: Füzeler vurmak istediği yere nokta atışı yapıyorken, enformasyon teknolojisi alıp başını bu kadar yürümüşken ve “yapay zeka” zirve çağını yaşıyorken biz ülke olarak en iyi dezenfektanın “KOLONYA” olduğunu öğrendik bu yıl. Üstelik 80 derece olan. Şaka gibi!

GERÇEKTEN SOSYALLEŞTİK!

E sonra?

Sonra neler olmadı ki!

Tedbirler almaya başladık ve hiç olmadığı kadar Sağlık Bakanı’na kulak kesildik Twitter’dan. Fahrettin Koca’nın ağzından çıkan her kelimeyi nefesimizi tutarak bekledik. Sonra, teyzelerin pazarda, amcaların kahvede gündemi değerlendirmesi gibi, biz de sosyal mecralarda gruplaşıp tanıdık tanımadık herkesle Corona hakkında konuşmaya başladık. Her kafadan bir ses! Ama işin garip yanı şu, Corona sayesinde dijitali daha fazla kullanıp, daha önce kurmadığımız bağları kurduk sosyal mecralarda!

E HERKES KENDİ COĞRAFYASININ ÜRÜNÜ SONUÇTA!

Bu arada sosyal alanlara “mesafe” getirildi. Virüsün iyice yayılmasını önlemek için AVM’ler, spor salonları, kafeler vs. kapatıldı ve okullar tatil edildi. Ama elbette biz eğlenmekten ödün vermedik. İtalyanlar gibi balkonda akordeon çalamadık ama kimimiz balkondan mahalleye son ses Müslüm Gürses dinlettik kimimiz de Corona’ya besteler yaptık. E herkes kendi coğrafyasının ürünüdür sonuçta değil mi?

Ama neyse ki, Yalın ve Sıla imdadımıza yetişti ki, yoksa balkonda iyice zıvanadan çıkacaktık. Sağolsunlar, iki güne bir Instagram’dan canlı yayın yapıp konser veriyorlar da arada bir içeri girdik onların sayesinde!

DİJİTAL ÇAĞA MI EVRİLİYORUZ ACABA?

“Sosyal mesafelendirme” giderek artınca evlere kapandık. Bazılarımız bir zamanlar “Kinoa tohumlu ekmek” ararken Corona ile kendini bir anda makarna ve un stoklarken buldu.😅

Allah’tan Ankara Makarna, “Tüm Türkiye’yi makarnaya boğarız.” dedi de biraz rahatladık. Üstelik bir zaman sonra, markete gitmek için bineceğimiz asansörün tuşlarına dokunmak dahi kâbus olmaya başlayınca “dijital alışverişi” daha fazla kullanmaya başladık. Alışverişte dijitallik, sohbette dijitallik ve okulların kapanmasıyla eğitimde de dijitallik giderek arttı. İş yerlerinde de aynı mevzu söz konusu. Önceki dönemlerde Home Office olayı bir lüks iken, şuan özellikle İstanbul’daki bazı ajanslar, daha düşük maliyet, iş ortamı stresi ve çalışma saati esnekliği gibi sebeplerden dolayı bütünüyle bu sisteme geçiş yaptı.

Şimdilerde “kontrollü sosyallik” le dışarı çıkıyoruz. Hafta içi, maskeli, dezenfektanlı; hafta sonu da evde “duvara bakma”lı, “kendini keşfetme”li günler geçiriyoruz. Yani kısacası, bir yandan dijitalin tüm nimetlerinden faydalanılan bir yandan da gergin ve anksiyete bozukluğu olanlar için kabus dolu bir dönem yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Ayrıca şuan her ne kadar, Corona’nın ateşli günlerinden “yeni normal” e geçmiş olsak da birçok şeyin artık eskisi gibi olmayacağını da biliyoruz. Çünkü yeni normal, bizi aslında baya bir anormalleştirdi. Bizce kitaplarda aşırı sıkıcı bir şekilde anlatılan “tarım toplumundan sanayi toplumuna, oradan da enformasyon çağına geçiş” mevzusu, içinde bir “Corona olayı” olsa daha akılda kalıcı olabilirdi. 😅 Çünkü şuan Corona Virüsü ile dijital çağa evrilişimizi iliklerimize kadar hissediyoruz!

Uzunca bir dönem daha birlikte yaşayacağımız corona ile bizi daha neler bekliyor bizi, görelim bakalım!

Keyifli haftalar!